top of page

Çağ ve Nesil - 1

Yazan: Fethullah Gülen

Sayfa Sayısı: 166

İlk Baskı: Ocak 2024


“Neslini yüceltme sancısı çeken muallime bin selam.” (s. 125) 

Çağ Ve Nesil 1 Kitap Kapağı
Çağ Ve Nesil 1 Kitap Kapağı

Sızıntı, 1979 yılında Türkiye’de yayımlanmaya başlamış; iman esasları, Kalbin Zümrüt Tepeleri yazıları ile birlikte kültürel ve bilimsel makalelere de yer veren bir dergi olarak neşet etmiştir.


Bu kitap, 10 ciltlik Çağ ve Nesil serisinin ilk kitabıdır. Çağ ve Nesil, Sızıntı dergisinde yayımlanan başyazıların derlenmesiyle oluşturulmuş olup; gençlere hitaben hizmet, inanç, ibadet, uhuvvet ve fütüvvet gibi konuları ele almaktadır.


Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kaleminden çıkan bu yazılar; esasen hizmet erkânı çerçevesinde bir gencin gaye-i hayalinin ne olması gerektiği, hedef ve düşüncelerinin hangi istikamette yoğunlaşması gerektiği ve Allah’a yakınlık ile dini hassasiyet noktasında nasıl bir ölçü benimsemesi gerektiği hususunda nasihat mahiyetinde paylaşımlardır.


Makaleler, edebî bir üsluba sahip olmakla birlikte; bir hizmet fedaisinde bulunması gereken ümit, müsamaha, tevazu, sabır ve merhamet gibi temel prensiplerin yapı taşlarını oluşturmayı hedeflemektedir.


Aşağıya, kitapta bana en çarpıcı gelen alıntıları paylaşıyorum:


Ümit (s. 15) “Bir de her şeyin bittiği, milletin haddinin büküldüğü, gururunun kırıldığı devirde iman ve ümidin destani bir hâl alması vardır ki; inancının derecesine göre onu elde eden, kâinata meydan okuyabilir. Elli bin defa çarkı düzeni bozulsa da sarsılmadan yoluna devam eder; yoklukta varlık cilvesi gösterip öyle ruhlara can olur.”


Hasretini Çektiğimiz İnsan (s. 33) “Onda benliğin hislere tahakkümü, muvaffakiyetin gururu, zaferin ne’arası yoktur. O, en çok yüceldiği yerde ve en fazla muvaffak olduğu zamanda, en asil duygular içindedir.”


Geleceğin Mimarları (s. 36) “Gönülleri aydın, duyguları duru, düşünceleri berraktır. İç içe geçmiş bir marifet peteği gibidirler. Atmosferleri huzurdan bir cennettir. Onlarla hemhâl olanlar saadet bulur; onlardan uzak kalanlar huzurdan da uzak kalır.”


İnsana Saygı (s. 43) “İnsanı insan olduğu için sevmek ve ona saygılı olmak, Yaratan’a saygının ifadesidir. Kendi gibi düşünenleri sevmek ve saymak ise samimi ve insanca bir sevgi değil; benliğin putlaştırılmasıdır.”


Hep Ağladık (s. 56) “Ağlamak kaderimiz oldu. Yıllar yılı ağlamaktan başka bir şey bilmedik: ölen insanımıza, yıkılan ümranımıza, tarumar olan harmanımıza, kaidesiz kalan ümidimize ve cesaretimize…”


Müsamaha (s. 71) “Affedilmenin yolunun affetmekten geçtiğini bilenler, affetmezse har olur. Bağışlamayı bilmeyen bağışlanamaz. İnsanlara karşı müsamaha yolunu tıkayanlar, insanlığını yitirmiş canavarlardır.”


Yollar (s. 75) “Hikmet elinin açtığı yolu kim değiştirebilir ki? Onu değiştirmeye kalkışmak, fıtrata ve eşyanın tabiatına harp ilanı demektir. Sıkışmış buluta, doğum yapan anaya, yuvasını binbir güçlükle ören kuşa ve örümceğe bakın; fıtrat kanunlarının herkes için aynı ve değişmez olduğunu göreceksiniz.”


“Mısır’a hükmedebilmek için kuyuya atılmak, esir pazarlarında dolaştırılmak ve zindanlara atılmak gerekiyorsa, bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir; bunları görüp tatmadan hedefe varılamayacaktır.”


Sabır (s. 147)  "Ah, aceleci insan! Sabırsızlık gösteren sadece sensin. Eşyaların ardındaki düzeni fark etmeyen sensin. Yükselirken mesafeye tahammülü olmayan ve tırmanırken birkaç merdiveni birden atlamak isteyen sensin. Sebepleri gözetmeden netice bekleyen sensin. Olmayacak kaygılara gömülüp, hayalden Sırça Saraylar kuran; sonra da yalancı vehimlerin ve aldatıcı güvenliklerin altında tükenen sensin. Düşünmeden konuşan, söylediklerinden pişmanlık duyan ve peş peşe gelen pişmanlıklardan ders almayan, uslanmayan sensin. Keşke her biri veli, bir hatip ve bir dil olan çevrendeki hadiselerden ders alarak; eşya arasında yer alan düzeni ve riayeti gözetmeyi; neticelerin hakkını korumayı; hayalinle değil, imanının azmi ve iradenle var olmayı bilseydin...

Sen, sabrettiğin kadar varsın; Hakk’ın katında da sabrın kadarsın."


Hocaefendi makalelerinde, beklenen genç nesli defalarca vurgulamıştır. O altın nesli oluşturan gençler, içinde bulundukları zamanı adeta zamanın altın dilimi gibi bilmeli; imanlarının azmi ve iradesiyle bugünün yaralarına çare bulmaya çalışmalıdır. Hayatlarını kılı kırk yararcasına bir muhasebe şuuruyla yaşamalı; fiziken modern dünyada yaşamalarına rağmen, ruhen bir sahabe gibi eda ve ciddiyetle gecelerini ve gündüzlerini ibadet yolunda, ilim ve bilimi yayma yolunda harcamalıdır. Muhabbet kanatlarıyla etrafındakileri sarıp sarmalamalı, her insanla samimiyet kuracak kadar kültürlü ve dinamik olmalıdır. Aynı zamanda her meseleyi bizim eserlerimiz çerçevesinden değerlendirerek, her attığı adımi dini esas ve kaideler üzerine atmalıdır.


1980’ler dönemi, Türkiye’de bir karmaşa dönemiydi; sol ve sağ kavgaları üniversite ve okulları sarmış, politik ve dini fikir ayrılıkları binlerce cana mal olmuştu. Hocaefendi makalelerinde görüldüğü üzere, bu karmaşanın tek çözümü beklenen nesiller ve geleceğin eğitim yuvalarıdır.

Bediüzzaman Hazretleri, Doğu’daki eğitimsizlik ve cehaleti yenmek için açmak istediği Medresetü’z-zehralar binayesinde, Hocaefendi de 1980’ler dönemindeki buhranları bertaraf etmenin yolunun, güzel düşünceli muallimler ve eğitim yuvaları ile mümkün olduğunu bu kitapta da tekrar göstermiştir.


Allah'ım, 2026 yılında bizim ilmimizi artır; ibadetlerimizi güçlendir; hizmettaşlarımızla olan muhabbetimizi güzelleştir; kariyer ve hizmet anlamında bize hiç beklenmedik başarılar ve lütuflar kazandır; zamanımızı bereketlendir ve Bastı-ı Zaman hâline getir; niyetlerimizi, hayallerimizi, düşüncelerimizi taptaze ve hep Sen eksenli tut; bolca kazanıp bolca ve cömertçe elimizdekileri vermeyi bize bir alışkanlık olarak kazandır.


Allah'ım, 2026 yılında senin rızanı, en çok senin rızanı istiyoruz. Bu hedefimizde de yine sana muhtacız. Göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa bize bir başımıza bırakma.


Amin.

Comments


bottom of page